Önemli Kurumlar

  • Tümü
  • Önemli Kurumlar

Hakkımda

1994 yılında Elazığ’da doğdum. Lise eğitimimi Balakgazi Anadolu Lisesi’nde tamamladıktan sonra Fırat Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Lisans Programından mezun oldum.
Yıl:
İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme anabilim dalı Muhasebe ve Finansman bilim dalında tezli yüksek lisans eğitimime devam etmekteyim.
Yıl:
S.M. Mali Müşavirlik mesleği için stajımı sürdürmekteyim. Bunun yanı sıra Evrensel Arama Kurtarma Strateji Derneği’nde Denetleme Kurulu Başkanı olarak görev yapmaktayım.
Yıl:
Mesleki çalışmalarımın yanı sıra girişimcilik, finans ve yazılım temalarını ele aldığım “Umudun Bilinmeze Yolculuğu” ve "Bir Finans Uzmanının Yaşam Yolculuğu" adlı iki romanım ile “Finansal Krizlerin İşletme Karlılığı ve Dönen Varlık Grubu Üzerindeki Etkisi” başlıklı akademik bir kitabım bulunmaktadır.
Yıl:

Blog / Makaleler

FAİZ ARTIŞI: EKONOMİDE ÖNLEM Mİ, SERT BİR ÇÖZÜM MÜ?
FAİZ ARTIŞI: EKONOMİDE ÖNLEM Mİ, SERT BİR ÇÖZÜM MÜ?
12.02.202621 Görüntülenme

  Faiz artırımı, genellikle yüksek enflasyon dönemlerinde ekonomi yönetimlerinin sık sık kullandığı yö [..]

Devamı
FAİZ ARTIŞI: EKONOMİDE ÖNLEM Mİ, SERT BİR ÇÖZÜM MÜ?
12.02.202621 Görüntülenme

 

Faiz artırımı, genellikle yüksek enflasyon dönemlerinde ekonomi yönetimlerinin sık sık kullandığı yöntemlerden biridir. Türkiye gibi son yıllarda yüksek enflasyon, döviz hareketliliği ve fiyat tutarsızlığı yaşayan ülkelerde faiz düzenlemeleri ekonomik ve siyasi tartışmaların merkezinde bulunmaktadır. Faiz artışının en belirgin olumlu tarafı, enflasyonu kontrol etme kapasitesidir. Merkez Bankası politika faizini yükselttiğinde, kredi maliyetleri artar, bu da tüketim ve yatırım harcamalarının azalmasına neden olur. Talep düştüğünde, fiyatların artma hızı da azalacaktır. Ayrıca yüksek faiz oranları, yabancı yatırım akışını teşvik ederek döviz kurlarını dengeleyebilir. Türkiye’de özellikle döviz geçişkenliğinin yüksek olduğu göz önüne alındığında, faiz artışının döviz istikrarı üzerindeki rolü önem taşır. Fakat faiz artışının önemli olumsuz sonuçları da vardır. Yüksek faiz oranları işletmelerin krediye erişmesini zorlaştırır, yatırım isteğini düşürür ve ekonomik büyümeyi yavaşlatabilir. Küçük ve orta ölçekli işletmeler için artan finansman maliyetleri üretim ve istihdamı olumsuz yönde etkileyebilir. Haneler için ise konut ve diğer ihtiyaç kredilerinin artması alım gücünü daha da zorlayabilir. Türkiye’de büyuma ve istihdamın korunması ile enflasyonla başa çıkma arasında dikkatli bir denge bulunmaktadır. Sonuç olarak, faiz artışı tek başına sihirli bir çözüm sunmamaktadır; fakat makroekonomik dengeyi sağlamak için çoğu zaman “acı ama kaçınılmaz” bir araç olarak değerlendirilmektedir. Burada önemli olan, para politikasının maliye politikası ve yapısal düzenlemelerle desteklenmesidir. Aksi takdirde, faiz artışı geçici bir rahatlama yaratsa bile kalıcı fiyat istikrarını sağlamak zorlaşacaktır.

#Fai #Enflasyon  #PPK  #TCMB

KANUNEN KABUL EDİLMEYEN GİDERLER VE VERGİ MEVZUATI
KANUNEN KABUL EDİLMEYEN GİDERLER VE VERGİ MEVZUATI
10.01.202670 Görüntülenme

  Vergi mevzuatında ticari kazancın belirlenmesinde, giderlerin indirim olarak kabul edilip edilmeyeceği, vergilendirmenin [..]

Devamı
KANUNEN KABUL EDİLMEYEN GİDERLER VE VERGİ MEVZUATI
10.01.202670 Görüntülenme

 

Vergi mevzuatında ticari kazancın belirlenmesinde, giderlerin indirim olarak kabul edilip edilmeyeceği, vergilendirmenin temel unsurlarından biridir. İşletme aktiviteleri çerçevesinde gerçekleştirilen her tür harcama, muhasebe kayıtlarında gider olarak gösterilmesine rağmen, bu harcamaların tamamının vergi matrahının belirlenmesinde göz önünde bulundurulması mümkün değildir. Bu aşamada Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler (KKEG) terimi büyük bir önem taşımaktadır. 
Gelir Vergisi Kanunu'nun 40. maddesinde, ticari kazanç elde etmek ve sürdürmek amacıyla gerçekleştirilen harcamalar belirtilmiştir; 41. maddede ise indirim yapılamayan harcamalar net bir şekilde tanımlanmıştır. GVK m. 41 gereğince; işletme sahibinin kişisel harcamaları, vergi cezaları, usulsüzlük ve özel usulsüzlük ceza miktarları ile işletme sahibinin kendisine, eşine ve çocuklarına işletme aracılığıyla ödenen ücretler, yasal olarak kabul edilmeyen giderler arasında sayılmaktadır. 
Aynı şekilde, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 11. maddesinde, kurum kazancının belirlenmesinde indirim yapılmasına izin verilmeyen giderler belirtilmiştir. Bu bağlamda, örtülü sermaye üzerinden ödenen faizler, örtülü kazanç dağıtımına dair ödemeler ve mevzuatta tanımlanan sınırlamalara aykırı olan giderler, KKEG kapsamında ele alınmıştır. 
Vergi Usul Kanunu kapsamında, giderlerin belgelerle kanıtlanması ve ticari faaliyetle bağlantısının gösterilmesi son derece önemlidir. VUK’un 3. maddesinde belirtilen “vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyeti esastır” ilkesi doğrultusunda, bir harcamanın gider olarak değerlendirilebilmesi için ticari kazancın elde edilmesi veya sürdürülmesi ile doğrudan ilgili olması gerekmektedir. Usulüne uygun bir belgeye dayanmayan ya da ticari faaliyetle bağlantı kurulamayan harcamalar, muhasebe kayıtlarında gider olarak gösterilse bile, vergi matrahının belirlenmesinde dikkate alınmaz. 
Uygulamada en fazla rastlanan yasal olarak kabul edilmeyen harcamalar genel olarak şu biçimde özetlenebilir:
Vergi cezaları, gecikme faizleri ve para cezaları
• İşletme sahibi ya da ortakların kişisel nitelikteki giderleri 
• Geçerli belgeler olmadan veya uygun bir şekilde düzenlenmemiş belgelere dayanan harcamalar 
• Gizli sermaye ve gizli kazanç dağıtımı çerçevesinde ele alınan harcamalar 
• Mevzuatta belirtilen sınırları aşan bağışlar ve yardımlar
• Binek otomobillerle ilgili yasal olarak sınırlı harcamalar 
• KKEG olarak tanımlanan harcamalara ilişkin indirilemeyen KDV tutarları

Kanunen yasak olan giderler, ticari kâr ile mali kâr arasındaki farkın ortaya çıkmasında önemli bir yere sahiptir. Muhasebe kârı hesaplanırken gider olarak kabul edilen ancak vergi yasaları nedeniyle indirim yapılmayan bu miktarlar, beyanname üzerinde ticari kâra eklenerek mali kârın belirlenmesinde göz önünde bulundurulmaktadır. Bu durum, işletmeler için ek vergi yükümlülükleri yaratabilir. 
Sonuç olarak, kanunen kabul edilmeyen harcamaların doğru bir şekilde belirlenmesi ve mevzuata uygun olarak kaydedilmesi, vergi matrahının doğru bir biçimde hesaplanması ve muhtemel vergi denetimlerinde risklerin azaltılmasına yönelik olarak son derece önemlidir. Bu sebeple, giderlerin vergi ile ilgili özelliklerinin belirlenmesinde özen gösterilmesi ve gerekli durumlarda uzman görüşüne başvurulması işletmeler için büyük bir öneme sahiptir.

 

EKONOMİNİN RUH SAĞLIĞI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
EKONOMİNİN RUH SAĞLIĞI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
08.01.202654 Görüntülenme

  Ekonomik koşullar, bireylerin yalnızca maddi refahını değil, aynı zamanda psikolojik durumunu da derinden etkiler. Ö [..]

Devamı
EKONOMİNİN RUH SAĞLIĞI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
08.01.202654 Görüntülenme

 

Ekonomik koşullar, bireylerin yalnızca maddi refahını değil, aynı zamanda psikolojik durumunu da derinden etkiler. Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde artan fiyatlar, alım gücündeki düşüşler ve belirsiz ekonomik koşullar bireylerin stres seviyelerini artırabilir. Bu belirsizlikler, bireylerin ekonomik geleceğe yönelik kaygılarını güçlendirirken belirsizliğe tahammül seviyelerini de olumsuz etkileyebilir. Sürekli belirsizlik içerisinde yaşayan birey, bu durumu yönetmekte zorlanabilir ve yoğun bir kaygı durumu geliştirebilir.

Ekonomik Koşulların İlişkiler Üzerindeki Yansımaları

Ekonomik sorunlar sadece bireyin kendi psikolojik durumunu değil, aynı zamanda iş dışı stres kaynaklarını ve sosyal ilişkilerini de etkiler. Örneğin, ekonomik zorluklar nedeniyle aile geçimini sağlayan bireylerin gelirlerinin yetersiz kalması, artan harcamalar karşısında daha fazla çalışma yükü altına girmelerine neden olabilir. Bu durum bireyde tükenmişlik hissi yaratabilir ve aile içi dayanışmayı zayıflatarak ilişkilerde gerilimlere yol açabilir. Aileler, ekonomik kriz dönemlerinde dayanışmayı artırmaya çalışsalar da, bu süreçte yaşanan yoğun stres ve baskı, zaman zaman ilişkilerin yıpranmasına neden olabilir.

Ekonomik problemlerin toplumsal düzeyde hissedilmesi, bireylerin sosyal çevrelerinde de bu konuların sıkça gündeme gelmesine neden olur. Sosyal ilişkilerde sürekli ekonomik sorunların konuşulması, bireylerin rahatlama beklentisiyle geldikleri ortamda tekrar stresle karşılaşmalarına sebep olabilir. Ayrıca, ekonomik kısıtlamalar nedeniyle sosyal harcamaların azalması, bireylerin sosyalleşme imkanlarını kısıtlayabilir ve bu durum sosyal izolasyona yol açabilir.

Ekonomik Zorluklarla Baş Etme Yöntemleri

1. Maliyet Gerektirmeyen Aktiviteler: Bireylerin, herhangi bir harcama yapmadan iyi hissetmelerine olanak tanıyan aktiviteler bulmaları önemlidir. Örneğin, yürüyüş yapmak, kitap okumak veya sevilen bir içecekle vakit geçirmek, günlük stresi azaltabilir. Her birey için farklılık gösterebilecek bu rahatlama alanları, düzenli olarak uygulanmalıdır.

2. Sosyal Ortamların Yönetimi: Ekonomik sorunların sürekli gündemde olduğu sosyal veya aile ortamlarında, farklı konulara yönelmek ruh sağlığını korumada etkili olabilir. Ekonomik sorunları görmezden gelmek mümkün olmasa da, yaşamın diğer alanlarına odaklanmak daha iyi hissettirebilir.

3. Destek Alma: Zorlandığınız durumlarda, ailenizden veya çevrenizden destek istemekten çekinmeyin. Ekonomik sıkıntılar nedeniyle yükümlülüklerinizi tam anlamıyla yerine getiremiyorsanız, bu durumu açıkça paylaşmak faydalı olabilir.

4. Planlama: Ekonomik belirsizliğin neden olduğu kaygıyı azaltmanın etkili yollarından biri plan yapmaktır. Gelecekte izlenecek adımları belirlemek, kontrol hissini artırarak kaygıyı hafifletebilir.

5. Sosyal Destek: Olumsuz duygu durumlarıyla başa çıkmada sosyal destek büyük önem taşır. Sevdiğiniz insanlarla düzenli olarak bir araya gelmek, moralinizi artırabilir.

6. Geçmiş Deneyimlerden Faydalanma: Hayatta daha önce karşılaşılan ekonomik veya sosyal zorlukları hatırlamak, bu tür krizlerin aşılabilir olduğunu fark etmenizi sağlar. Hayatın doğrusal bir çizgi olmadığını ve zamanla bu zorlukların geride kalabileceğini unutmamak gerekir.

Sonuç olarak, ekonomik sorunların bireyler ve topluluklar üzerindeki etkisi kaçınılmazdır. Ancak, bireysel motivasyonu artıran bir süreç geliştirmek, bu etkileri yönetmede ve ruh sağlığını korumada etkili bir yol olabilir.

Diğer makale / blog yazılarına göz atabilirsiniz Tümünü Görüntüle

Fotoğraf Galerisi

Muhasebeye Dair

İletişim Bilgileri

Adres

Elazığ / TÜRKİYE

Sosyal Medya

Görüşleriniz bizim için değerlidir