KANUNEN KABUL EDİLMEYEN GİDERLER VE VERGİ MEVZUATI
Vergi mevzuatında ticari kazancın belirlenmesinde, giderlerin indirim olarak kabul edilip edilmeyeceği, vergilendirmenin temel unsurlarından biridir. İşletme aktiviteleri çerçevesinde gerçekleştirilen her tür harcama, muhasebe kayıtlarında gider olarak gösterilmesine rağmen, bu harcamaların tamamının vergi matrahının belirlenmesinde göz önünde bulundurulması mümkün değildir. Bu aşamada Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler (KKEG) terimi büyük bir önem taşımaktadır.
Gelir Vergisi Kanunu'nun 40. maddesinde, ticari kazanç elde etmek ve sürdürmek amacıyla gerçekleştirilen harcamalar belirtilmiştir; 41. maddede ise indirim yapılamayan harcamalar net bir şekilde tanımlanmıştır. GVK m. 41 gereğince; işletme sahibinin kişisel harcamaları, vergi cezaları, usulsüzlük ve özel usulsüzlük ceza miktarları ile işletme sahibinin kendisine, eşine ve çocuklarına işletme aracılığıyla ödenen ücretler, yasal olarak kabul edilmeyen giderler arasında sayılmaktadır.
Aynı şekilde, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 11. maddesinde, kurum kazancının belirlenmesinde indirim yapılmasına izin verilmeyen giderler belirtilmiştir. Bu bağlamda, örtülü sermaye üzerinden ödenen faizler, örtülü kazanç dağıtımına dair ödemeler ve mevzuatta tanımlanan sınırlamalara aykırı olan giderler, KKEG kapsamında ele alınmıştır.
Vergi Usul Kanunu kapsamında, giderlerin belgelerle kanıtlanması ve ticari faaliyetle bağlantısının gösterilmesi son derece önemlidir. VUK’un 3. maddesinde belirtilen “vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyeti esastır” ilkesi doğrultusunda, bir harcamanın gider olarak değerlendirilebilmesi için ticari kazancın elde edilmesi veya sürdürülmesi ile doğrudan ilgili olması gerekmektedir. Usulüne uygun bir belgeye dayanmayan ya da ticari faaliyetle bağlantı kurulamayan harcamalar, muhasebe kayıtlarında gider olarak gösterilse bile, vergi matrahının belirlenmesinde dikkate alınmaz.
Uygulamada en fazla rastlanan yasal olarak kabul edilmeyen harcamalar genel olarak şu biçimde özetlenebilir:
• Vergi cezaları, gecikme faizleri ve para cezaları
• İşletme sahibi ya da ortakların kişisel nitelikteki giderleri
• Geçerli belgeler olmadan veya uygun bir şekilde düzenlenmemiş belgelere dayanan harcamalar
• Gizli sermaye ve gizli kazanç dağıtımı çerçevesinde ele alınan harcamalar
• Mevzuatta belirtilen sınırları aşan bağışlar ve yardımlar
• Binek otomobillerle ilgili yasal olarak sınırlı harcamalar
• KKEG olarak tanımlanan harcamalara ilişkin indirilemeyen KDV tutarları
Kanunen yasak olan giderler, ticari kâr ile mali kâr arasındaki farkın ortaya çıkmasında önemli bir yere sahiptir. Muhasebe kârı hesaplanırken gider olarak kabul edilen ancak vergi yasaları nedeniyle indirim yapılmayan bu miktarlar, beyanname üzerinde ticari kâra eklenerek mali kârın belirlenmesinde göz önünde bulundurulmaktadır. Bu durum, işletmeler için ek vergi yükümlülükleri yaratabilir.
Sonuç olarak, kanunen kabul edilmeyen harcamaların doğru bir şekilde belirlenmesi ve mevzuata uygun olarak kaydedilmesi, vergi matrahının doğru bir biçimde hesaplanması ve muhtemel vergi denetimlerinde risklerin azaltılmasına yönelik olarak son derece önemlidir. Bu sebeple, giderlerin vergi ile ilgili özelliklerinin belirlenmesinde özen gösterilmesi ve gerekli durumlarda uzman görüşüne başvurulması işletmeler için büyük bir öneme sahiptir.

