BIST 100 FİNANS ŞİRKETLERİ ENFLASYONA KARŞI NE YAPTI?
Türkiye ekonomisinde son yıllara damgasını vuran yüksek enflasyon, yalnızca tüketicilerin satın alma gücünü değil, şirketlerin finansal performansını ve yatırımcı davranışlarını da önemli ölçüde etkiledi. Özellikle Borsa İstanbul'da işlem gören finans şirketleri, değişen ekonomik koşullar karşısında farklı stratejiler geliştirmek zorunda kaldı. Peki aynı ekonomik ortamda faaliyet gösteren bankalar ve sigorta şirketleri enflasyondan aynı ölçüde mi etkilendi?
Bu sorunun cevabı, sanıldığından çok daha karmaşık.
Aynı Ekonomi, Farklı Sonuçlar
Ekonomik değerlendirmelerde sıkça yapılan hatalardan biri, aynı sektörde faaliyet gösteren bütün şirketlerin benzer şekilde hareket ettiğinin düşünülmesidir.
Oysa finans sektörü bunun tam tersini göstermektedir.
2019-2024 dönemini kapsayan akademik çalışmamda Borsa İstanbul 100 Endeksi'nde yer alan Akbank, Garanti BBVA, Yapı Kredi, Halkbank, İş Yatırım, Anadolu Sigorta ve Türkiye Sigorta'nın finansal verilerini incelendim. Analizde dönem net kârı, dağıtılan nakit temettü, hisse başına net temettü, temettü dağıtım oranı ve yıl sonu enflasyonu birlikte değerlendirilirken, yüksek enflasyonun nominal etkisini azaltabilmek amacıyla parasal büyüklükler reel değerlere dönüştürüldüm ve değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon analizi ile inceledim. Elde edilen sonuçlar, finans sektörünün tek tip davranmadığını açık biçimde ortaya koymaktadır.
Akbank: Güçlü Finansal Yapının Yansıması
Araştırmada Akbank'ın incelenen değişkenleri arasında dikkat çekici ve güçlü korelasyonlar tespit edilmiştir.
Özellikle reel net dönem kârı ile reel dağıtılan nakit temettü ve hisse başına net temettü arasında yüksek düzeyde pozitif ilişkiler görülmektedir. Bu durum, şirketin kârlılığı ile temettü politikası arasında güçlü bir uyum bulunduğunu göstermektedir. Bu sonuç, güçlü bilanço yönetiminin yüksek enflasyon dönemlerinde yatırımcı güvenini destekleyen önemli unsurlardan biri olduğunu düşündürmektedir.
Garanti BBVA ve Yapı Kredi: Benzer Eğilimler
Araştırmada Garanti BBVA ve Yapı Kredi için de benzer şekilde reel finansal göstergeler ile temettü değişkenleri arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Her iki bankada da enflasyon döneminde kârlılık ile temettü politikalarının belirli ölçüde birlikte hareket ettiği görülmektedir. Bu bulgular, özel bankaların güçlü sermaye yapıları sayesinde yüksek enflasyon ortamında finansal dengelerini koruyabildiklerine işaret etmektedir.
Elbette burada önemli bir noktanın altını çizmek gerekir.
Bu sonuçlar, enflasyonun doğrudan temettü artışına neden olduğu anlamına gelmez. Pearson korelasyon analizi yalnızca değişkenlerin birlikte hareket edip etmediğini gösterir; ilişkinin nedenini açıklamaz.
Halkbank: Farklı Bir Görünüm
Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri Halkbank'a ilişkindir.
İncelenen dönemde temettü dağıtılmayan yılların bulunması nedeniyle bazı değişkenler arasında istatistiksel katsayıların hesaplanması mümkün olmamıştır. Bu durum, kamu bankalarının temettü politikalarının yalnızca finansal performansla değil, faaliyet koşulları ve düzenleyici çerçeveyle de yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla yatırımcıların kamu bankalarını değerlendirirken özel bankalarla birebir karşılaştırma yapmaları her zaman doğru sonuç vermeyebilir.
Sigorta Şirketleri Neden Ayrışıyor?
Araştırmada Anadolu Sigorta ve Türkiye Sigorta'nın sonuçları da ayrı bir başlık altında incelemek gerekebilir. Sigorta şirketlerinde elde edilen korelasyon katsayıları bankalara göre farklılık göstermektedir. Bunun temel nedeni, sigortacılık faaliyetlerinin gelir yapısı, teknik karşılıkları, risk yönetimi ve bilanço dinamiklerinin bankacılık sektöründen farklı olmasıdır.
Bu durum, finans sektörünün kendi içinde bile homojen olmadığını göstermektedir.
Araştırmanın En Önemli Sonucu
Çalışmanın ortaya koyduğu en önemli çıkarım şudur:
Enflasyon bütün finans kuruluşlarını aynı şekilde etkilememektedir.
Şirketlerin; sermaye yapıları, faaliyet alanları, bilanço büyüklükleri, risk yönetimleri, düzenleyici yükümlülükleri, kurumsal yönetim anlayışları, enflasyon karşısındaki performanslarını doğrudan etkilemektedir. Dolayısıyla yatırımcıların yalnızca sektör bazlı değerlendirme yapmaları yeterli değildir. Her şirket kendi finansal yapısı içinde analiz edilmelidir.
Yatırımcılar İçin Çıkarılacak Dersler
Yüksek enflasyon dönemlerinde yatırım kararları verilirken yalnızca şu sorular sorulmamalıdır:
- Kâr ne kadar arttı?
- Temettü ne kadar dağıtıldı?
Bunların yanında şu sorular da önemlidir:
- Reel kârlılık korunabiliyor mu?
- Şirket enflasyona rağmen bilançosunu güçlendirebiliyor mu?
- Temettü politikası sürdürülebilir mi?
- Şirketin finansal performansı enflasyondan ne ölçüde etkileniyor?
Sonuç
Yatırımcıların şirketleri değerlendirirken yalnızca sektör ismine bakmaları yeterli değildir. Her kurumun kendi bilanço yapısı, risk profili ve temettü politikası ayrı ayrı incelenmelidir. 2019-2024 dönemini kapsayan araştırmamın ortaya koyduğu bulgular, yüksek enflasyon dönemlerinde başarılı yatırım kararlarının ancak şirket bazında yapılacak ayrıntılı finansal analizlerle mümkün olabileceğini göstermektedir.
Bu yazı, “Enflasyonist Baskıların Mali Sektör Temettü Politikalarına Etkisi ve Temettü Dağıtım Oranlarındaki Değişimin Korelasyon Analizi ile Değerlendirilmesi: BIST 100 Mali Şirketler Örneklemi" başlıklı hakemli bilimsel makalemden yararlanılarak hazırlanmıştır.
Kaynakça
Kılıçoğlu, A. (2026). ENFLASYONİST BASKILARIN MALİ SEKTÖR TEMETTÜ POLİTİKALARINA ETKİSİ VE TEMETTÜ DAĞITIM ORANLARINDAKİ DEĞİŞİMİN KORELASYON ANALİZİ İLE DEĞERLENDİRİLMESİ: BİST 100 MALİ ŞİRKETLER ÖRNEKLEMİ. Fırat Üniversitesi Uluslararası İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 10(1), 93-111. https://doi.org/10.61524/fuuiibfdergi.1839321
